15.09.2004 – Güneş Gazetesi
Acıyı yok eden adam
Hastalar narkozsuz ameliyata giriyor,
acı duymuyor, isteyen 30-40 kilo zayıflıyor, sigarayı bırakıyor, migren ilaçsız çözülüyor. Peki bütün bunların sırrı nedir? Doktor Ali Özden Öztürk uyguladığı metodu, nerelerde ve nasıl kullanıldığını anlatıyor.

Bir doktor varmış, insanların ağrısız, acısız, bayıltmadan, hisleri iptal edilmeden ameliyat olmalarını sağlıyormuş. Gazetemizin Genel Yayın Müdürü Murat Büyükçelebi, bunları anlatırken şaşkın şaşkın dinliyorum, bir yandan da içimden ‘Olur mu öyle şey? Kim bilir neyin nesidir? Acaba bu işte ne dümen var?’ diye düşünüyorum. Onun için Murat Bey ‘Ahmet Ağabey sen gidip bu doktor ile konuşur musun?’ diye sorduğunda önce bir tereddüt geçirdim ama sonra merakımı da tatmin etmek için bu vazifeyi kabul ettim. Doktorun adını ve telefonunu alıp odama çıktım. Kendisini telefonla arayıp bir randevu rica ettim ve Doktor Ali Özden Öztürk ile ertesi sabah Koşuyolu’ndaki muayenehanesinde buluşmak üzere sözleştik. Muayenehane sempatik bir bahçe içinde iki katlı bir villada. Doktor Ali Özden Öztürk’ün odası ise havuzlu güzel bir bahçeye bakan mütevazi bir oda. Tavanında gökte parlayan uzak yıldızları hatırlatan küçük ışıklar var.

Ali Bey de odası gibi son derece mütevazı ve o kadar da kibar bir ilim adamı. Kendi tabiri ile ‘Kendisini hipnoza adamış”. Bunun başlıca sebeplerinden biri de rahmetli amcası Doktor Hüsnü İsmet Öztürk’ün bu sahada Türkiye’nin ve belki de dünyanın en önde gelen uzmanı olması. Amcasının yanında yetişmiş ve ona olan saygı ve sevgisi, konuşurken, sık sık ortaya çıkıyor.
AMCASINDAN ÖĞRENDİ

İstanbul Üsküdar’da 1952 yılında doğan Ali Özden Öztürk, daha talebelik senelerinden itibaren amcası Doktor Hüsnü İsmet Öztürk’ten feyz almaya başlamış. Maalesef amca, yeğeninin Tıp Fakültesi’nden mezun olmasına bir sene kala vefat etmiş. Bu arada Öztürk’ün Ekim ayının ikinci yarısında Singapur’da yapılacak milletlerarası hipnoz konferansında Türkiye adına bir tebliğ okuyup kendi vakalarından birini anlatacağını öğrendim. Bir bakıma Türkiye’yi milletlerarası bir platformda temsil edeceği için haklı olarak gurur duyuyor ama çok kontrollü bir kişi olduğu için de bunu pek belli etmiyor.
Doktor Öztürk ile sohbetimiz, ihtisas alanı olan ”Bilinçli Hipnoz’u” tarif etmesi ile başladı ve yaklaşık iki saat kadar sürdü. Aşağıdaki satırlardan itibaren Doktor Öztürk ile yaptığımız sohbeti okuyacaksınız. Daha sonrada doktorun bir hastasına yapılan ameliyatın VCD’sini sizlere anlatacağım.
Yiyerek zayıflayın

Ali Özden Öztürk hipnozu, Haydarpaşa Numune Hastanesi 1. Hariciye Şefi olan amcası Doktor Hüsnü İsmet Öztürk’ten öğrenmiş. Öztürk hipnoz ile ilgili şu bilgileri veriyor.
”Hipnoz çalışmaları içinde en çok ağrıya, zayıflamaya yönelik çalışmaları severim. Çünkü bunlar objektif, sonucu alınabilen çalışmalardır. Mesela zayıflarken hiç bir yemeği yasaklamam. Zayıflama arzusunda olan insanın o yemekten alabileceği lezzeti ona fark ettirerek, onun tatmin duygusunu arttırarak kilo vermesini temin ederim veya uzaklaşılması gereken bir şeyi yasaklamak yerine, daha güzel olan, onun için değer taşıyan şeyleri fark etmesini arttırırım. Diyelim ki bana geldiniz, sizi rahatlıkla 30-40 kilo zayıflatabilirim. Burnunuza gelen yemek kokuları sizin iştahınızı açacağına, sizi o yemeği yemiş gibi tatmin etmesini telkin ederim.’ Bilinçli hipnoz, hipnoz ve farkındalığın bir arada olduğu bir şey olarak tanımlanıyor. İnsanın neyi fark etmesi isteniyorsa o tercih olarak veriliyor.
HastanIn tercihi önemli

Hipnoz tıbbın bir çok dalında kullanılabiliyor. Çocuk hekimliği, yetişkinlerin psikosomatik sorunların, cerrahi ve diğer ağrıların ortadan kaldırılması ve belirli alışkanlıkların düzenlenmesinde hipnoz kullanılabiliyor. Ancak kullanılan metodun hastanın hayatı için değerli olması ve hastanın tercihine uyması da çok önemli. Buna bir örnek vermek gerekirse, sigaranın sağlığa çok zararlı ve faydalı olduğunu söylemek mümkün değil. Ama kişi sigarayı bırakmak istemiyorsa sigarayı bırakmamalı çünkü sigara içerek hayatındaki bazı şeyleri kompanse ediyor demektir.
Kendi kendine hipnoz

Hipnozun üç çeşidi olduğu da Öztürk tarafından vurgulanıyor. Birincisi self hipnoz, insanın aldığı kararları tatbik edebilmek için kendi kendine ettiği telkin, ikincisi
bir profesyonel tarafından bunun düzenlenmesi olayıdır. Üçüncüsü ise kazandırılmış olanı kullanma halidir, yani otohipnozdur. Kişinin kendi kendini hipnotize edebilmesidir.
Mİgrene İlaçsIz çözüm

Migrenin de bu yolla ilaçsız çözümü mümkün. Migrende ağrı gelirken auro denilen bazı duygular ortaya çıkar. Kişinin gözünde çakmaklar çakar, hafif mide bulanır, sesler rahatsızlık vermeye başlar. Bunlar hem migrenin birer parçasıdır hem de migrenin geldiğini haber veren işaretlerdir. Kişi bunları hissettiğinde, daha önce ağrı kontrolunu öğrendiği için hemen otohipnozu uygulayarak migreni atlatabiliyor. Öztürk ”hastalarıma genellikle sağ elin baş parmağını avuçlarının içine alarak otohipnoza başlamalarını söylerim. Daha önce almış olduğu telkinden dolayı kişi ağrısını hissetmez ve o süreyi sıkıntısız geçirir. Uçak, gemi, köpek gibi korkuları olan kişiler de bu sayede korkularını atabilir’ diyor.
HİPNOZ NEDİR?

Tıbbi Hipnoz Derneği’nin internet sitesindeki bilgilere göre hipnoz, söz, bakış, hayal gücü ya da bazı yardımcı nesneler kullanılarak telkin gibi tekniklerle oluşturulan
kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği ‘özel bir bilinç” durumudur.
Aşamaları nelerdir?

İlk aşama bilgi verme (mayalama), bu safhada kişi bilgilendiriliyor. Hipnoz nedir? Neler yapılacak? Bunlar anlatılıyor. İkinci safhada kişiye hipnoz uygulanıyor. Hasta
rahatlıyor, gevşiyor. Anestezi ve telkin metodu kullanılıyor. Hastaya ağrı ve acı duymayacağı telkin ediliyor ve bunun böyle olduğu gösteriliyor. Mesela, hastanın eline iğne batırılıyor, hiç bir acı duymuyor. Bu olayı gözleri açık görüyor. Üçüncü aaşamada ise hastaya kazandırılmış olan bu özelliği kendisinin otohipnoz ile devam etmesi öğretilir.
Hipnozun tarihçesi

Türkiyen hipnoz’da öncü bir ülke. Bundan binlerce sene önce Bergama’daki Asklepion Tapınağı’nda ortaya çıkmış. Asklepion, Yunanlılar’ın sağlık tanrısı, hipnoz da uyku tanrısı. Asklepion’da su sesi ve telkinle hastalar tedavi edilirmiş. Hastalar fırçalanarak üzerlerindeki sıkıntı atılıyormuş. Öztürk ”Asklepion’da ‘Buraya gelen ölmez’ yazıyor. Orada ölümsüzlük yok ama onlar ‘Buraya gelen şifa bulur’ manasına kullanmışlar bu sözü. Ayrıca İncil ve Tevrat’ta da ‘Adem derin bir uykuya daldı ve 12. kaburgasından Havva geldi’ lafında da hipnoza atıf var” diyor. Hipnozun tedavi için kullanılışı 19. yüzyılda Avusturyalı hekim Mesmer ile başlıyor. Bu arada İngiliz cerrah Dr. James Esdaile, Çin ve Hindistan’da hipnozla yapılan ameliyatlara şahit oluyor. Eter gibi toksik bir maddenin kullanılmadığı ameliyatlarda ölüm oranının azaldığını görüyor. O zamandan beri de hipnoz bir tıbbi tedavi metodu olarak kabul ediliyor.

Ahmet
ÇAVUŞOĞLU